Çalışan anne olmanın getirdikleri ve götürdükleri devamlı beynimi yormaya devam ediyor.Ben sanki zamanda kitlendim, Asım Alp ilerliyor hızlıca.
Önceleri sadece Asım Alp'le dolu olan beynimin bir kısmı artık,
-of yarın yine iş var.
-ne yemek yapacağım şimdi?
-h.sonu ne yapsam?
-evi .ok götürüyor birini mi tutsam?
-hangi çantayla hangi ayakabımı giysem?
-faturaları maaş hesabıma otomatik bağlasam vs. gibi saçma sapan konularla da oldukça meşgul.
Kendim için birşeyler yapma isteği baskın hale geldi.Yeniden diyete başladım, kilo vermeye çalışıyorum.Hareketsiz bir yaşamım var ama artık.Bütün gün oturup, servisten kapımın önünde inince, kilo vermek pek de kolay olmayacak gibi görünüyor.Nerde o pilatesler, yürüyüşler, özledim özgür günlerimi.
Evde; akşamları yemek yedikten sonra, Asım Alp'in odasına geçiyoruz .Biraz resim çizmeye çalışıyoruz.Ben kağıtlara kedi, kuş, tavşan çiziyorum.O kalemleri alıp duvarları,kapıları çizmeye çalışıyor.Sakince bekleyip çizimime devam ediyorum ve onu yönlendirmeye veya uyarmaya çalışmıyorum.Sonra gelip çizdiklerimin isimlerini sayıyoruz.Akşam faslı genelde çadırının içinde debelenmemizle son buluyor.
Sonra anne,odaları topluyor,mutfağı topluyor, yoruluyor ve bir kenara yıkılıyor.O sırada baba devreye giriyor biraz da onunla oynuyorlar ve gün bitti.
Çalışmaya başladığımdan beri yanımızda uykuya dalıyor Asım Alp.Sonra ben onu yatağına götürüyorum.Çok zor oluyor böyle.Tek kişilik güzel bir yatak alıp, yatağında yanına uzanıp uyutarak, yanından ayrılmanın benim için daha kolay olacağını düşünüyorum.En azından uyku sersemi, çocuğu bir odadan bir odaya taşımak zorunda kalmam.O da kendi odası olduğunu ve orada uyuyacağını kavrar.
Önceden, tüm gün yaptığım temizlik ve mutfak işleri artık sadece h.sonu yapılabiliyor.Hafta içi çok fazla evde durmuyor A.A. Bakıcı teyzesinin evinde geçiyor günü.Yine de bir türlü öğretemediğim, elinde yiyecekle gezmeme kuralına uymadığından, bir akşamda ev süpürülesi hale geliyor.5 gün böyle sürdüğünü düşünürseniz, hafta sonu bana yapacak çok iş birikiyor.Kara Pazar diyorum ben, gelmesin istiyorum hiç:)
Bu arada İstanbul'a gelince, sosyalleştik.Sevdiklerimize kavuştuk.Asım Alp'in dil gelişimi 1 ayda müthiş ilerledi.Bu hafta ilk defa 2 kelimeli cümle kurdu.
"anne gok","baba gok","buyun buyda","akka buyda"

Gündüzleri bakıcı teyzesiyle sayıyorlarmış, anne yok,işe gitti,akşam gelecek,baba yok vs.Ben de nesneleri ve uzuvlarını sayıyorum devamlı "burun burda", "ayakkabın burda" diye.Birleştirmeye başladı artık kelimeleri.
Herşeyi tekrarlıyor zaten.Düştü,bitti,kalk,otur,hayır.
En sevmediğim kelimeleri ise "çekey"(şeker) ve "çikoo"(çikolata).Bunları söylediğinde genelde tartışma çıkıyor aramızda:)
Adam oldu artık yaa, tüm gelişimini adım adım takip edemeyince, ne zaman büyüdü bu çocuk diyor insan.İçim burkuluyor sonra...
Gün içinde devamlı fotoğraflarına bakıyorum.Cep telefonumdaki videolarını iş arkadaşlarıma gösteriyorum.İçimdeki manevi boşluk dolmayacak biliyorum ama bunların hepsi aslında onun ve gelecek yaşamımız için.Çok sürmez bu ayrılık biliyorum, biraz daha dayanacağız.Bir an önce eve döneceğim günlerin hayalini kuruyorum ben hala...