Lilypie

10 Aralık 2009 Perşembe

Annelerin Dünyası





Farkında mısınız bebeklerinden bahseden bir sürü blog var.

Her birimiz bebeğimiz doğar doğmaz heyecanla blog açtık.Onları anlatmaktan,kardeş blogları okumaktan büyük zevk duyduk.Yalnız atladığımız bir şey olduğunu düşünüyorum.

Özellikle ilk 1 sene bebeklerimizle o kadar meşguldük ki,başka herhangi birşeyle uğraşmaya vakit bulamadık.Değişen dünyamızda bir onlar vardı,sevimlilikleri,hareketleri ve gözümüzün önünde geliştiklerini görmek aklımızı başımızdan aldı.Herkese anlatmak istedik onları.Tüm dünyamız onlar olmuştu.

Atladığımız şey neydi?

Biz.

Annelerin duyguları,anne olmanın dışında kadın olmanın gerektirdikleri.Evde, işte olan anneler ve hisleri...

İşte 16 aylık bir bebeğin annesi olarak yaklaşık 4 aydır kendimi sorguluyorum.Ben ne istiyorum?
Bebeklerimiz büyüdükçe özümüze dönmeye başlıyoruz.Unuttuğumuz kimliğimiz yavaş yavaş ortaya çıkıyor.Bizim de sevinçlerimiz,üzüntlerimiz olabiliyor.Kimi zaman bebek merkezli, kimi zaman eş, kimi zaman iş...

Sadece bunları paylaşabileceğimiz "annelere" özel bir blogumuz olsun istedim.

Her hafta güncellemeye çalışacağız blogumuzu.Bunu gelin beraber yapalım.

Her hafta Pazartesi bir konu belirleyeceğiz.Maillerimize atacağım konuları.Sonraki Pazartesi yazınızı blogda yayımlayacaksınız.

Sizde Annelerin Dünyası isimli blogumuzda yazar olmak ister misiniz?

brbnozdemir@gmail.com a mail atmanız ve isteğinizi belirtmeniz yeterli:))

08 Aralık 2009 Salı

Patiko canlandı!


Patiklerimi bir de önlükleriyle görün.Yeni yılı tam takım karşılamak hoş olur değil mi?
Önlükler 7 TL.
Patik+Önlük 17 TL.
Yılbaşı konseptli takımlar kampanyada.Sadece 15 TL.
Şimdilik 2 takım fotoğraflaadım.Daha önce patik alanlar üzülmesin isterseniz almış olduğunuz patiklerin kumaşlarından önlük hazırlayabilirim.
Daha önce hiç patikom olmadı ama takımlara bayıldım derseniz,Patiko blogda görmüş olduğunuz tüm patik kumaşlarının önlükleri yapılabilir.Kendi takımınızı kendiniz oluşturabilirsiniz de.
Patiko'ya mutlaka uğrayın.
Yakında çooook değişik sürprizlerim olacak!

04 Aralık 2009 Cuma

Öylesine...

Aklımda bir sürü proje,kötü kader senaryoları ve yanağımda kocaman bir şişle oturdum blogumun başına.Dertleşmektir niyetim,belirteyim.

Benim mahlus kaderim bana yeni oyunlar oynuyor.20'lik dişim 30'a 3 kala geleceğim diye emir aldı."Ol" der olur,boynumuz kıldan ince.Ama her gece dilimde duam,sağlık,bereket,mutluluk bekliyor.
Aklımdakiler ağırlaşıyor bazen.Yeter bizi tutma burada diyorlar.Beynimin boşluklarından kayıp uzuyorlar arkama kuyruk gibi.Ayağıma dolanmadan onlar,daha az uyku daha az tembellik gerek bana.Tabi önce sağlık.


Kumaşlar birikti,gözümün içine bakıyorlar.Çok hevesim var, şimdilik kursağımda.

Asım Alp Efendi,son zamanlarda kendi acım yetmezmiş gibi,evin her noktasında test sürüşleri uyguluyor.Girilmedik nokta bırakmadan,gardolap içleri,çamaşır telleri ayırt etmeksizin çabalıyor yavrum.Amacı öğrenmek,keşfetmek annesi...

Hayırları duyduğunda inatlaşmalar başlıyor.Israrlar.Fazla üstüne düşemiyorum,yüz göz olmak en korktuğum şey.Gerektiğinde evet, gerektiğinde hayır.Çoğu zaman oyun.

Şu sıralar eşimle karşısına geçip, sesleri ve hareketleri taklit etmesini seyrediyoruz.Vay anasını sayın seyirciler, en tatlı en akıllı oğlan bizimkisiymiş de haberimiz yokmuş.Bir bebek mol.ped reklamındaki en inceee sesi çıkartmaya çalışır mı canım,olacak şey değil.

Daha neler yapacak kim bilir.Her çocuk gibi,o da bir şekilde ifade edecek kendini.Amacı çoğu zaman şirinlik yapmak değil zaten.Biz öğretiyoruz bunu ona.Alkışlarınızla yaşıyorum moduna geçtiğinde ileri de "herşeyi en iyi ben yaparım" hırsına göstereceğimiz tüh tühlerimiz işe yaramayacak.Ya da "yapamıyormuşum yaa,kendimi bir halt sanmışım" hallerinde içe kapandığında üzülen olmak istemeyiz.

Bu yüzden önce kendimizi düzelteceğiz.Nasıl bir ebeveyn olmak istiyoruz karar vereceğiz.Eksiklerimiz bir kağıda yazıp sonra sileceğiz.İyi artılar kazanmak bonusumuz.

Vel hasıl dişlerini fırçalamayı öğretirken çocuğa kendimiz unutmayacağız.Ha 20'liğiniz çıkıyordur, ağzınızı 1 cm.den fazla açamıyorsunuzdur o ayrı:)
Asım Alp'in bir fotoğrafını eklemezsem eksik olurdu bu yazı.

01 Aralık 2009 Salı

Bayram Dönüşü

Bu bayram bol etli,bol gezmeli, bol hastalıklı geçti..Eve dönüşümüz bir o kadar enteresan oldu.

Bayramın ilk günü kurbanlar kesildi,etler beklendi.Her bayram uymaya çalıştığımız "kurban etinden önce bir şey yenmez" adeti ,akşamdan sarılan yaprak sarmalarıyla yıkıldı.

Misafiri çok her bayram gibi, bu bayram da masa kur kaldır,çay demle yedir içir,bol bol koştur bayramıydı.Hele işin içine et girince evler koktu,apartmanlar koktu,tencerelerdeki yağlar zorladı:)

Seviyorum bayramların bu koşturmacasını.Yardımlaşmak,paylaşmak,akrabalarla şen sohbetler derken tüm sene yapamadıklarımızı gerçekleştirmek için bir fırsat oluyor.Durup biraz düşünmek için de öyle.İnsanlığın varlık sebebine kadar düşündürüyor beni.Bu dünyada ne işimiz varın anlamı gizli bu buluşmalarda.

İyice alıştı kalabalığa Asım Alp,beni aramaz oldu.Hem rahatladım hem garipsedim:)

Bayramın 3.günü doğum günümdü.Eşim gece 00:00 itibariyle pastasını ikram etti.En sevdiğim yerden,en sevdiğim tatta.

Öğlene doğru bir iki akrabamıza gittik.Yolda kalçamın ve bacaklarımın ağrıdığını hissettim.Yalnız ağrı git gide şiddetleniyordu ve kasılıyordu bacaklarım.Akşam eve geldiğimizde yürüyemiyor hatta kıpırdayamıyordum.Acıdan kıvrandım resmen.Bu ağrılar hafta içi birkaç kez daha olmuştu ve ben soğukta kaldığımı,tutulduğumu düşünmüştüm.Ama bu kadar değildi önceden ağrının şiddeti.

Aklıma hafta başından beri kullandığım sinüzit ilaçlarım geldi.Çünkü onları almaya başladığımdan beri hafif hafif kemik ağrıları çekiyordum.Eczacı bir yakınımızı arayarak ilacın adını verdik.Zaten prospektüsünde bir ölürsünüz yazmıyordu.Hemen kesin dedi.Çok ağır yan etkileri var,devam etmeyin ağrı şiddetlenirse acile gidin dedi.
MOXITEC isimli bu antibiyotik, daha önce de eczanesine şikayet olarak bildirilmiş.Kendi yakını da hastanelik olmuş.Sağlık bakanlığına bildirmek üzere şikayetimi hazırladım hemen.Topluca verecek.Doktorlar hangi akla hizmet bilinmez yazmaya devam ediyorlar bu ilacı.

Yani doğum günü akşamımda sinemaya gideriz hayalleri kurarken yattım kaldım öyle.Sabaha kadar kıpıdayamadan taş gibi acıyla yattım.Sabah da hastaneye gittik ağrı kesici iğne vurdular.

Gelelim eve dönüş maceramıza.Ben ayaklanınca otobüs biletimizi alıp yola çıktık.Yolda eşim de ben de anahtarlarımızı İstanbul da unuttuğumuzu farkettik.Eşim 2.katta oturmanın avantajıyla balkona tırmanıp içeriden kapıyı açtı.Düşecek diyeaklım çıktı.Ben de binanın kapısında giriş yaptım bir de ne göreyim.Benim sevgili kırmızı bisikletimi çalmışlar.

Sorduk soruşturduk yok:(...Ağlayasım geldi,eşim kızdı tabi hemen.Benim gibi eşyalarına manevi anlamlar yükleyen birine böyle bir eş verdiği için Allah'a şükrediyorum.Yoksa 3 gün yas tutardım.Dünya malı dünyada kalır,yenisini alırız falan dedi.Ben de sustum.Polise şikayet ettik.Hırsızın yanına kalmayacak bu.Elbet İzmit'te bulacaklar o bisikleti.Kaç kişide varki ondan...

Neyse bunlar beni yıldıramaz,nazar mıdır göz müdür her neyse ben bunları da es geçerim.Yaşam enerjimi kimse alamaz benden,hele hayallerimi aslaaaa!

Gözü kalanın gözü çıksın demekten alamıyorum yine de kendimi:P...

25 Kasım 2009 Çarşamba

Bugün Böyleyim


Yemyeşil çimenlerde,güneş tepemde,ufukta masmavi deniz hayalleri kuruyorum. Hafiften rüzgar da var,çöküyorum bir ağacın altına...

Kulağımda ise bu şarkı.



Oip'ciyiz..Sonuna kadar!!!

Ben çizmezsem olmazdı.Madem hepimiz OİPciyiz,bir güzellik de ben yapmalıydım.

Çizimim için özür diliyorum,bu kadar tutuyor elim kalemi işte:)Üzerinden geçecektim bir de sonra abartmanın alemi diyerek tek karakterde son verdim bu işe.








22 Kasım 2009 Pazar

Hastalık ve mim

Yorum yapan,mail atan ve arayıp halimizi soran herkese teşekkürler.Hastalığımız ateşsiz ama biraz cıvık bir şekilde zayıflıyor.Zira bebeğimin minik,güzel,yumuşacık po.posu kıpkırmızı oldu.Bir de onun acısını çekiyor yavrum.Pişikle başı dertte.

Kendine geldi ya,yaramazlıklara başladı ya daha ne isteyeyim ben.Gözünün içine baktım,hadi oğlum kalk kurcala şu çekmeceleri diye..O da sözümü dinledi,bir kalktı pir kalktı.Yeni makinem Sin.gerle Sin.gerleee...ile aşka yelken açtı.İplikleri çekti,düğmelere tek tek bastı.

Antibiyotik iğneleri vurulduğumuz için biraz fazla uyudu Asım Alp.Ben de o arada dikiş diktim.

3-5 tane patiko daha hazırladım,ilgililerin dikkatine...

Bu hastalığı yenmek zor değil arkadaşlar.Önceki yazımda korkuttum sizi biliyorum.Bizimkinin havale geçirme yeteneği var.Endişelendiren o aslında.Hastalık değil.Gribin bir türü işte,o şekilde yaklaşırsanız fazla endişelenmeden hatta çok da farketmeden atlatırsınız.

Zaten tüm anneler bebelerinin üzerine titriyor.İyi besliyor,güzel koruyor.Emziren anneler daha şanslı.Önemli olan ateşini çok sık ölçün,hatta her gün kontrol edin.Hiç anlamadan geldi bize ateş,çok hızlı yükseldi.

Son 5 gündür yemekle aramız kötü ama..Asım Alp hiçbirşey yemek istemiyor.Sütünü bile yarım bırakıyor ki bu çoook enteresan bir durum.Ama her hastalıkta sonra çocukların bir anda iştahı açılır ya, o anı dört gözle bekliyorum.

Bu arada Hülya mimlemiş beni..Asım Alp'in ilginçlikleri nelerdir diye..Aklıma gelen,belki çok ilginç olmayacaklar ama bir kaç durumu paylaşayım.

-Asım Alp'in göbeği doğumdan 1 gün sonra düştü..Şaşırmıştık:P..

-Bal yediği zaman vücudu isilik gibi lekeler döküyor.Egzaması olmuştu bebekken de,alerjik durumlar söz konusu:(

-Şu sıralar ağzında ve her iki elinde de olmak üzere 3 emzikler yatıyor:P..Abarttık değil mi?

-Şişe manyağıdır kendisi.Evde bulduğu boş soda şişeleri alır,kafaya diker sonra 3-4 tanesini muntazam bir şekilde yanyana dizer.Eğer bozarsak düzeltir.

-Müzik duyduğunda dayanamaz hemen zıplar.Çok pis şarkı seçer.Önce 50 Centte zıplayıp arkasından Esmerim biçim biçimle kendinden geçer.

-Fiziksel uyarılara karşı çok sabırlıdır.1öpersin sesi çıkmaz,2 öpersin arkasından sarılırsın sıkıntısı yüzünden okunur ama harekete geçmez,.3.ye yapıştırır tokadı hiç acımaz.İyice sıkılana kadar bekler yani:)

-Güçlü sevmeleri vardır.Cici yap oğlum dersin cicisi bile çeneni yamultur.Babası da öyledir.Ayı sevdiğini boğar cinsinden.

Aklıma başka gelmiyor.Ben birilerini mimleyecek miyim şimdi?Mimlemeyeyim, isteyen alsın.

Sizleri süper çubuk kraker yeme görüntüleriyle başbaşa bırakayım.

video

19 Kasım 2009 Perşembe

H1N1 mi?

Günlerdir dönüyor haberlerde.Okullarda seminerler düzenleniyor.Grip olanların %95'i mutlaka H1N1 virüsü kapmıştır diyorlardı...

Dün Asım Alp'le patikolarımızı kargoya vermeye çıktık.Eve geldik hafif sıcaktı...Ateşli diyemiyorum,çok hafifti çünkü.Arabasında terlediğini düşündüm, sıkı giydiriştim.Eve gelir gelmez kucağımda uyudu,yatağına yatırdım.1 saat ya uyudu ya uyumadı,ağlayarak uyandı.

Yanına gittiğimde ateşi olduğunu farkettim.Ben ateş ölçeri bulana kadar Asım Alp ağlayarak yanıma geldi ve sonunda kollarımda bayıldı.Ne yapacağımı şaşırdım.Komşumuz geldi aldı kucağımdan,ben çığlık çığlığayım...Bu tür durumlarda panik yapmakta süperimdir.

Benim sesime gözlerini açtı,ama bana bakmadı.Sabitlendi bakışları.Ben iyice dağılmıştım.Komşumuz kaptığı gibi sokağa fırladı arkasından koştum.O sırada arabasını parketmekte olan komşumuzu seslenip arabaya atladık.

Arabaya biner binmez kustu Asım Alp.Çıkarınca kendine geldi.Beni tanıdı.Etrafa anlamlı bakar oldu.

Hastaneye vardığımızda olayı anlattım.Hemşirenin ilk sorduğu soru "havale geçiren bir çocuk gördünüz mü daha önce?" oldu.Hayır dedim,daha önce de yaşadık bunu ama havale diyemiyorum dedim.Onlar da diyemedi.Çünkü kasılma ya da titreme yoktu.Birkaç saniyelik bir bilinç kaybı yaşadı sadece.

Kan tahlili yaptılar,h1n1 diyemediler ama kanında bakteri buldular.Serum verdiler,ateş düşürücüyle.Fitil de attılar.Yarım saat sonra ateşi düştü.Serum bitene kadar bekledik.Sonra çocuk hastanesine götürdük.Orada kan değerlerinde anormal birşey olmadığını söylediler.Kulağında ve boğazında iltihap bulamadılar.5 gün vurulmak üzere antibiyotik iğne verdiler.

Şimdi, garip gelen bir kaç detay var.

-Son 1 saate kadar gülen oynayan bebek nasıl oldu da birden ateşlendi

-Hadi ateşlendi,1 saat içinde nasıl çabucak yükseldi

-Hastanede ölçülen en yüksek ateş 38,5tu.Buna rağmen az ateş verdi vücudu dışarı,anlaşılmıyordu.Biz daha önce 39,5ta havale işaretlerini görmüştük.38,5 ta havale olur mu?Uyandığında daha yüksek olmasına anlam veremiyorum çünkü yanmıyordu çocuk sadece sıcaktı.

-Doktorlar fazla açıklama yapamıyordu.

-Aciller tıklım tıklım ateşli çocuk kaynıyordu.

-Bakteriyse ne bakterisi sebebi ne anlatılmadı.

-Neden şurup,değil de antibiyotik iğne verildi.

H1N1 olma ihtimalimiz neydi?

-Eşim okulda çalışıyor,eve getirmiş olması büyük ihtimal

-Geçen hafta İstanbula geçtik 1 günlüğüne,otobüslerde aksıran tıksıran çok oldu.

-Ateş,kusma ve bilinç kaybı mevcut

-Şurup deği iğne verildi,durumun farklı bir vak'a olduğu belli.

Ben bunlarla kafayı yerken bugün Kitubi'nin aşıyla ilgili yazısını okuyordum.Ardından iğnemiz için sağlık ocağına geçtik .Orada domuz gribi aşısı var mı ne zaman vurulabiliriz diye sordum.Bakteri ya bizimkisi,havale geçirmeye müsait bir çocuk ya...bir de domuz gribi çekemem artık dedim.O sırada eşim gerek yok,atlatıyoruz zaten dedi.

Meğer doktor buna h1n1 olabilir,zaten bütün çocuklar bunun için burada.Ama atlatıyorsunuz korkmayın demiş.Bana yeni söyledi.

Televizyonlar,gazeteler o kadar abarttılar ki durumu panik yapmamak elde değil.Eşim de bunu bildiğinden benden saklayacaktı aklı sıra.

Haklı,ama şimdi panik yapmıyorum.Şuan rahatım çünkü ateşi düştü,tedavi de oluyor.İyi de beslediğime inanıyorum bu zamana kadar.

Korkacak bir şey yok.Bunu söylemek istedim buradan.Büyük ihtimal o virüs bende de var.Belki direniyor şuan vücudum.Ama normal gripleri atlatmıyor muyuz bunu da atlatacağız.

İyi besleneceğiz,besleyeceğiz...

Dikkatli olun,gerekirse daha az dışarı çıkın.Bu virüs eninde sonunda herkese bulaşacak.En çabuk ve kolay yoldan atlatabilmek için tedbirli olun.

Sıcak içecekleri elden düşürmeyin,tuzlu suyla gargarayı alışkanlık haline getirin.Tuzlu suyu burnunuza da çekin.Eller ah o eller en önemlisi,bebeğinizi kimseye elletmeyin,siz de devamlı yıkayın.

Aşı olun gerekirse.

Bir de bize dua edin çabuk gitsin şu virüs,eğer buralardaysa...

17 Kasım 2009 Salı

Tortik

Eşimin ailesinin güzide kuzen topluluğunun,morali bozulmuş,köşesine çekilmiş,suratını asmış insanlara koyduğu bir isim var.Trip atmanın yöresel söylenişi diyorum ben ona.
"tort"

Cümle içinde kullanıyorum:

"Bizim tort geldi."

Zort gibi değil mi?:)Komik.Sonradan geliştirdik onu tabi.Tortlamak olarak fiilleştirdik.Tekrar cümle içerisinde kullanıyorum:

"Abi sen de hemen tortluyorsun haa!"

Gelelim bu kelimenin fotoğrafla olan ilişkisine.Aslında herşey ortada.Dudaklar sarkmış,yanaklar şişmiş.Bizim oğlan düpedüz tortlamış.Annesi de ona TORTİK demiş.Bebek tort demek bu da...

Acaba ne olmuş?Kimler üzmüş benim oğlumu?Kim kızdırmış?Vah vah vah...

Yok öyle birşey, 15 aylık olmuş bir bebeğin her an yaşayabileceği bir hal bu.
Elinden makas almışımdır ya da

"Oğlum bırak o biberonun ucunu..Sıkıp sıkıp etrafı süt fışkırtıyorsun."

demişimdir.Yani bu tort durumu bizden değil,onun sınır tanımayan davranışlarından kaynaklanıyor.

"Ben sizin babanızım.Ben ne dersem o olur" derdi uzaylı gibi bir adam hatırlar mısınız?Bizim adam da o cins işte.

Şu sıralar çok fazla beraber vakit geçiremiyoruz.Malum Patiko isimli bir bebeğim daha var.Onun heyecanına kendimi fazla kaptırıyorum sanırım.Asım Alp kendi kendine oynamak zorunda kalıyor,çoğu zaman sıkılıyor.Havalar da kötüleşti çok fazla dışarı çıkamıyoruz.

Arada ben kumaş keserken yanıma geliyor,o zamanlarda gözümün önünde hep şu sahne beliriyor:

"Annem ben daha çok küçükken başladı bu markayı büyütmeye,ben hep çiçekli kumaşların içinde büyüdüm,modacı olmama sebep annemdir!!!!"

Kabussssss..Bunu söyleyen bıyıklı Asım Alp,sol elini yanağına dayamış ve küçük parmağı havada konuşuyor.:((+%^%&+&

Yok yok,babasına yüklenmek lazım,beraber daha çok vakit geçirsinler:)))

Saçmalıyorum değil mi?Oldum olası garip hayaller kurarım zaten.

Neyse,şu her blogda okuduğumuz,tırsa tırsa yaklaştığımız,bir an önce gelse de atlatsak dediğimiz terrible two,bizi es geçse ne güzel olur değil mi:)))))

Ortada kuyu var yandan geç teribıl.....


Not:Dayısı fotoğrafta ne görüyorsun?O bizimdir işte artık heheh:)

10 Kasım 2009 Salı

Patiko Teşekkür Eder!



Bana destek olan bütün blog annelerine daha doğrusu artık ailemizden biri olan bütün sanal arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Kışın herkesin ayağında PATİKO'lar olacak.Evet herkesin ayağında diyorum çünkü abartıyorum ve büyük modellerini de yapmaya başlıyorum.Acayip sıcak tutuyorlar,neden bizim ayağımızda da olmasın ki:)))

Bir iki güne güncellenen blogta görebilirsiniz.

Bu aralar "Kendi Kutup Yıldızını Bul" isimli bir kitap okuyorum.Zaten yaptıklarım ve yapacaklarımda etkisini göreceksiniz.

Toplama bir kitap deyim yerindeyse.Yazarı Nüvide Hanım,yıllardır okuduğu ve beğendiği, insanı yaşamaya teşfik edebilecek küçük hikayeleri bir not defterinde toplamış ve daha sonra bunu kitap haline getirmiş.

Açıkçası ben bu tarz kitapları seviyorum.Zaten kişisel gelişim üzerine çok okur(d)um,bir de böyle hazıra konar gibi güzel sözleri bir kitapta bulunca yeme de yanında yat oluyor.

Orada okuduğum,blogumla alakalı bir hikayeyi paylaşmak istiyorum.

YAŞ DAL

Eğer bir çocuk kavga ve gürültü içinde yaşarsa,kavgacılık öğrenir.

Eğer bir çocuk korku içinde yaşarsa,korkmayı öğrenir.

Eğer bir çocuk daima ona acıyan insanlarla beraber yaşarsa, kendini zavallı hissetmeyi öğrenir.

Eğer bir çocuk kıskançlık içinde yaşarsa, nefret etmeyi öğrenir.

Eğer bir çocuk cesaret ve heyecana değer verilen bir çevrede yaşarsa,kendine güvenmeyi öğrenir.

Eğer bir çocuk sevgi içinde yaşarsa,sevmeyi öğrenir.

Eğer bir çocuk kendisini adam yerine koyan bir çevrede yaşarsa,hayatta erişmek için çalışmaya değer bir amacı olmasını öğrenir.

Eğer bir çocuk dürüst hareket eden insanlar içinde yaşarsa,adaletin ne olduğunu öğrenir.

Eğer bir çocuk sözlerine güvenilir insanların içinde yaşarsa,hakikatin ne olduğunu öğrenir.

Eğer bir çocuk açık kalpli,güler yüzlü ve anlayışlı insanların arasında yaşarsa,dünyanın gerçekten yaşamaya değer güzel bir yer olduğunu öğrenir.

ANN LANDER

Çocuklarımızı özellikle şu son maddedeki gibi yetiştirebilmeyi ümit ediyorum.

O zaman ülkemiz şartlarında yaşanan kaos hali belki gelecek nesillere aktarılmaz.