
Canım arkadaşım Ayşegül evimizi ve bizi görmeye İzmit'e geldi.15 senelik bir dostluk söz konusu, hiçbir adımımızı birbirimizle paylaşmadan atmayız.Hafta sonu bizde kaldı ve Pazartesi öğleden sonra İstanbul'a yola çıktık.Bu hafta içi bir kına bir de düğünümüz vardı ve nasıl olsa İstanbul'a gelecektim.İlk kez bebekli uzun otobüs yolculuğumu tek başıma yapmak istemedim ve takıldım Ayşegül'ün peşine.Bir koca bavul,Asım Alp'in arabası ve kendisi bayağı yordu bizi.Arabayı ve bavulu malum Ayşegül taşıdı ve "bundan sonra benimle döneceksen ben gelmem" diyerek isyan etti:)Yorduk kızcağızı.
Ama şunu anladımki İzmit İstanbul arası cidden su yolu, yani çok kısa.Ben ki Çamlıca'dan 4 sene boyunca okul için Beyazıt'a taşınmış bir insanım, in bin 2 saatte ancak giderdim.İzmit Körfez'den 45 dk.da Göztepe'desin.
Kendimi öyle bir alıştırmışımki orada yaşama fikrine, daha otobüse binerken kendimi çok garip hissettim.Evimi bırakmak üzdü beni, gurbetçi psikolojisine girdim.Bir yandan seviniyorum ama yeni evimi benimsemişim.Halbuki İstanbul'dan ayrı kalmak zulüm gibi gelir sanıyordum.
Şimdi içim rahat hatta evimi özledim, bu ay gelen yemek dergimdeki balkabaklı cheese cake i yapmak için sabırsızlanıyorum:)
Bu arada oğlum bütün yol boyunca uyudu.Tam bir motorlu taşıt düşkünü bizimki:)Motor sesi duyar duymaz uyuyor.
Dayısı bilgisayar canavarı annesinin bilgisayar canavarı yavrusu olur fikrinden yola çıkarak aşağıdaki fotoğrafı çekti.Çok güldük:)Dişi çıksın diş buğdayı yapabilirsem önüne bilgisayarda koyayım belki onu tutar.(Zaten şuan kucağımda devamlı bir yerlere basıyor zor yazıyorum)
ve bitiriyorum (oğlum dur offfff:)









Hiç yorum yok:
Yorum Gönder